fahri-ozcakil

Fahri Özçakıl’a Sorduk

Bu İçerik Fikri Güzel Creative Agency Sponsorluğunda Yayınlanmıştır.

Konuşturan: Ümmügülsüm KARATAŞ

Merhabalar hocam,  öncelikle söyleşi davetimize verdiğiniz olumlu cevap için çok teşekkür ederiz. Fahri Özçakıl kimdir,  sizi biraz tanıyabilir miyiz?
20 Nisan 1961’de, Konya’da doğdum. Akçeşme İlkokulundan sonra bir yıl Kur’an kursuna devam ettim. İmam Hatip Lisesinde okurken beşinci sınıfta Karatay Lisesine nakledildim ve buradan mezun oldum. İmam-Hatip yıllarında boş vakitlerimde devam ettiğim Hayra Hizmet Vakfı’nda yaklaşık 7 yıl Hasan Hüseyin Varol hocamızın yanında yazışmalar ve muhasebe üzerine çalıştım. Açık Öğretim Fakültesi İktisat bölümü mezunuyum. Muhasebe bürosunda şirket ve kooperatif kuruluşları, genel kurullar ve sermaye artırımları ile ilgili çalışmaları yürüttüm.

1991 yılında kurulup faaliyetlerini sürdüren Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğunda açılan sınavı kazanıp semazen olarak burada göreve başladım. Uzun yıllar toplulukta semazenbaşı, daha sonra da postnişin olarak görev yaptım.  Şuanda topluluğun sema mukabelelerinde yer alan postnişini ve aynı zamanda vekaleten müdürlüğünü de yürütmekteyim.

Semazenlik kararınız nasıl oldu? Bu süreçte neler yaşadınız?
Babam rahmetli Mehmet Vural Özçakıl’ın da Semazen olması bizim de bu yolda olmamızı sağladı. Küçük yaşlarımızdan itibaren belki bilinçsizce de olsa semâ etmeye başlamıştım. 1972 yılında, o yıllarda Hz. Mevlâna’yı anma ihtifal organizasyonunu yapan Konya Turizm Derneğince açılan Semâ Eğitim Kursuna katılarak 70 kişinin içerisinde ve 6 aylık kurs sonunda 12 arkadaşımızla Semâ Mukabelelerine katılmaya hak kazanmış olduk. Semâ meşk eğitimini, İstanbul’dan gelen semazenbaşımız rahmetli Ahmet Bican Kasapoğlu veriyordu.  O yıldan itibaren de 44 yıldır istisnasız Konya’da yapılan Hz. Mevlâna’yı Anma Vuslat Yıldönümü programlarına katılmaya devam etmekteyim.

Semazenlik hayatınızın her aşamasında kimlik olarak yansıyor mu? Şöyle sorarsak eğer, manevi olarak da o hal içinde bulunmak gerektiğini söylüyorsunuz bir söyleşinizde. Bunu biraz açabilir misiniz?
Elbette semâ hayatımızın bir parçası olmuştur. Yaşantımıza müspet yansımasını görmek oldukça mümkün. Bunu tüm semâ eden semazen kardeşlerimizde de rahatça görebiliriz. Çünkü Semâ Mevlevîlerce Allah’a daha yakın olabilme düşüncesiyle yapılan bir zikirdir. Zikir halinde olan bir kimse her daim Allah ile birlikte olmayı arzular ve o düşünceyle hareket eder. Tasavvuftaki iman, İslâm ve ihsan boyutunu hatırlarsak İslâm’ın ve imanın farzlarını hakkiyle yerine getirip ihsan boyutuyla Cenâb-ı Hakkı görüyormuşçasına ibadetinizi, yaşantınızı ve her hâl ve hareketinizi bu düşünceyle düzenlediğiniz takdirde yaptığınız zikrin ve ibadetin tadını alarak Allah’a daha yakın olduğunuzu hissedebilirsiniz. Bu düşünceyle yapılan davranışlar da haliyle herkesin yaşantısını daha müreffeh, huzurlu ve insanlara karşı hoşgörülü ve saygılı kılacaktır.

Yurtiçi ve yurtdışında yaptığımız Semâ Mukabeleleri’ni izlemeye gelen ve tanışmak isteyen insanlar bizleri Hz. Mevlâna’nın temsilcileri dervişler olarak nitelendiriyorlar. Her ne kadar Mevlevî dervişleri gibi olmasak da arkadaşlarımız o şekilde davranıp ona göre hareket etmeye çalışmaktadırlar. Ve Cenâb-ı Hak taklîdimizi tahkîke tebdil etsin diye duâ etmekteyiz. Kimliğimizde “Kültür Bakanlığı Sanatçısı” yazıyor olsa da temsil ettiğimiz büyük bir misyon vardır ki ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz. Zira Hz. Mevlâna’nın yüzyıllar boyu açmış olduğu bir ışık vardır ki bu ışık sadece Müslümanlara değil tüm insanlığa ve gönüllere hitap eden Cenab-ı Hakk’ın ve Peygamber Efendimizden aldığı dinî ahlâkı aktarmak ve örnek insanlar yetiştirmek gayesi ön planda tutulmalıdır. Hz. Mevlâna’nın meşhur öğütleri, vasiyetleri ve tavsiyelerini tüm insanlığa tavsiye ederken bizlerin de tasavvufun özünü oluşturan bu tavsiyelerine uymamız gerekmektedir.

Ayrıca Mevlevî Tarikatı diğer tarikatlarda olduğu gibi bugün resmen sırlanmış olsa da işin sadece vitrini olarak görülmekte ve kültürel anlamda semâ ile temsil edilmeye devam etmektedir. Mevlevîlik kurumsal anlamda icrası açıkça faal olmasa da münferit olarak insanların bu yoldaki iştiyak ve arzuları azımsanmayacak ölçüdedir, dolayısıyla bu icra edilen semâ da ehil kimseler tarafından yapıldığı müddetçe semâ eden semazen de, o mukabeleyi izleyen izleyiciler de burada yapılan semâ zikrinden manevî olarak feyz ve etki altında kalmaktadırlar.

Son yıllarda sema ayinlerine dünya genelinde bir ilgi var. Siz bu süreçlerin içindesiniz ve nasıl tepkiler alıyorsunuz gösteriler esnasında?
Hz. Mevlâna yedi asırdan bu yana açmış olduğu aşk yolunda tüm insanlığın kurtuluşa ve huzura ermesi için yeni içtihatlar ortaya koymuş,  kaynağını Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sünnetlerinden alarak yakmış olduğu ışık asırlardır tüm dünyayı aydınlatmış ve aydınlatmaya da devam etmektedir.  Semâ, bu ışığın önemli bir parçasıdır.  Her kesimden insanın gözüne, kulağına ve gönlüne hitap eden önemli bir ritüeldir semâ. Sadece Müslümanlar değil gayrimüslimler tarafından da oldukça ilgiyle ve dikkatle izlenmekte ve ney’in ruha hitabeden sesi, semazenin her çark atışta İsm-i Celâl ile Allah’ı zikretmesi izleyenleri o coşkunluğa adeta ortak ediyor. Yurtdışında özellikle ilgili ve araştırmacı gayrimüslimler Semâ Mukabelesinin aslına doğru bir yolculuk yapmaları halinde Hz. Mevlâna’dan Peygamber Efendimize ve İslâm’ın bu estetik boyutu ile de İslâmiyet ile tanışma imkânı bulmuş olmaktadırlar. Hz. Mevlâna ve semâ sayesinde İslâm’la müşerref olan pek çok insanı saymak mümkün. Hz. Mevlâna’nın açtığı bu yolda lâyıkıyla aracı olup insanlara gerekli mesajların, tavsiye ve öğütlerin verilmesi ve İslâmiyet’in edep, ahlâk, huzur ve hoşgörü dini olduğunu her fırsatta semâ aracılığıyla anlatmak ve bu mesajı vermek, öncelikli görevlerimiz ve sorumluluğumuz arasında gelmiştir.

Çocuklarınızın da semazen olduğunu biliyoruz. Kendi tercihleri ile mi oldu bu?Elbette her çocuk öncelikle ana-babasını örnek alır. Benim babamın de semazen olması semâ’a olan  isteğimizi artırdığı gibi çocuklarımızın da aynı istekle semazen olmalarını sağladı. Bizler ve çocuklarımız diğer arkadaşlara göre daha şanslıyız bu konuda çünkü daha küçük yaşlardan itibaren kendimizi bu büyük derya içerisinde bulduk. İster istemez buradaki güzellikler sizi kendine çekiyor zaten. Büyük oğlum Mithat ile evde semâ meşk ederken küçük oğlum Mehmet de bizim çalışmamızı ilgiyle izlerdi, 9 yaşında olmasına rağmen abisiyle birlikte semâ talimini ikmal edip semazen olarak meydana çıkmaya başladı. Sadece semâ ile kalmayıp musıkî ile ilgilenmeleri ney, kemençe, bendir, halile gibi enstrümanlar ile de iştigal etmeleri Mevlevîlik’teki geniş sanat yelpazesinden istifade etmelerini sağlamış oldu.

Son dönemde Şeb-i Arûs’un Konya dışına taşındığını görüyoruz. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bilindiği gibi Hz. Mevlâna’nın 17 Aralık 1273 tarihinde Hakk’a vuslatı Şeb-i Arûs olarak değerlendirilmekte ve her yıl Hz. Mevlâna’nın Vuslat Yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde 7-17 Aralık tarihlerinde Konya’da icra edilmektedir. Hz. Mevlâna elbette ki tüm dünyada uygun yer ve şartlarda etkinliklerle anılmalı, anlatılmalı ve anlaşılmalıdır. Zira Osmanlı döneminde de tüm Mevlevîhanelerde programlarla semâ mukabelesi icra edilmekteydi. Bugün de dünyanın her yerinde uygun mekânlarda semâ mukabelesi her zaman yapılmaktadır. Ancak Konya’daki Şeb’i Arûs programlarına alternatif olabilme düşüncesiyle yapılmaya kalkışılması ve farklı sanatçılar öncülüğünde etkinlik salonunu doldurma düşüncesiyle ticarî kazanç elde edilmesini olağan karşılamak mümkün olmamaktadır. Konya’da yapılan Vuslat Yıldönümü etkinliklerine katılan izleyicilerin sadece sema mukabelesi ile yetinmeyip, Hz. Mevlâna türbesini ziyaret etmesi, o günlerde valiliğimiz, belediyelerimiz, üniversiteler ve ilgili STK’lar aracılığıyla Mesnevî sohbetleri, panel, konferans, sergi, tiyatro ve pek çok etkinlikleri doyasıya yaşayarak gönüllerince bir zaman geçirebilmektedir. Bizim yapmamız gereken tek şey vardır ki bu etkinlikleri en iyi ve üst seviyede, içinin doldurularak katılımcılara sunulması ve ziyaretçilerin gönül rahatlığıyla Konya’daki bu programlara iştirak etmelerini sağlamak olacaktır.

Konya’nın sizdeki anlamı nedir?
Konya; maneviyatın, aşkın, huzurun, hoşgörünün, sevginin ve birliğin başkentidir. Yaşanılacak, insan ruhuna en uygun şehir. Hz. Mevlâna sayesinde markalaşmış, onun manevî etkisiyle yaşayanların gönüllerinin ferahladığı bir çekim merkezidir. Hz. Pîr’in  “Konya, evliyalar şehridir. Ve her kim bu şehirde dünyaya gelirse velî olur. Bahaeddin Veled’in mübarek cismi ve onların nesli bu şehirde olduğu müddetçe bu şehre kılıç işlemez.” demesi, Konya’nın ve Konyalıların ne kadar şanslı kimseler olduğunun açıkça ifadesidir. Bu bilinçle hareket etmek suretiyle tüm Konyalı kardeşlerimizin Hz. Mevlâna’nın bize tavsiye ettiği kâmil insan modelini yaşantımıza tatbik etmek suretiyle örnek şehir anlayışını da göstermemize kapı açacaktır.

Semazenlik özel bir çaba mı gerekiyor? Buna gönül vermek isteyenlere neleri tavsiye edersiniz.
Mutlaka semazen olabilmek için gönüllülük esası gerekmektedir. Semazen olmak isteyen arkadaşlar semâın maneviyat içeren bir hâl olduğu bilinciyle hareket etmeli, sadece semâ ederken değil diğer vakitlerde de Cenab-ı Hakla beraber olma düşüncesi hakim olmalıdır. Zira semâ sadece sıradan bir dönüş hareketinden ibaret olmadığı gibi semazenin zikir ve tefekkür halinde olması gereken bir durum olmalıdır. Semazen olan arkadaşlarımızın semâ mukabelesinin sonunda hırka sikke ve tennurelerini çıkartıp bu işte bitti gibi harekette bulunması elbette ki beklenemez. Asıl semâ dışarda başlamıştır çünkü. Ve o semâ her halükârda Allah ile birlikte olma düşüncesiyle hareket edilmesi gereken bir hâldir. Bizim halisâne tavsiyemiz bu işe gönül vermiş olan kardeşlerimizin ihsan makamında Allah bizi görüyormuşçasına hareket etmeleridir.  Arkadaşlarımızın Mevlevî düşüncesiyle derviş olmaları Hz. Mevlâna’nın kâmil insan modelini hayatına tatbik etmeleri, dinî feraizlerinin yanında edep, ahlâk, saygı, hoşgörü ile hareket etmeleri ve ailesine, arkadaşlarına, topluma ve milletine örnek insan olarak vatana millete hayırlı nesillerin yetişmesine öncülük etmeleri yegâne dilek ve temennilerimizdendir. İnşallah bu yoldaki arkadaşlarımız bu bilinçte olmalarına şahit olmak bizleri de bahtiyar etmektedir.

Çok teşekkür ederiz. Son olarak aşağıdaki kelimeler sizin için ne anlam ifade ediyor? Birer cümle ile alabilir miyiz?
*KONYA Yaşanılabilecek hoşgörü, huzur ve aşkın başkenti
*ÇOCUKLUK Her daim sakin ve huzurlu
*KİTAP VE OKUMAK  “İkra’ – Bişnev.” Oku ve dinle
*İMECE  (Eyvallah demek) ve her zorluğa omuz vermek